Türkçe İbadet
"Türkçe ibadet" ya da "anadilde ibadet" konusu Türkiye´de alevi hiç sönmeyen bir ateş gibi.
Konu bu yıl, ilahiyat profesörü Yaşar Nuri Öztürk´ün yeni ve çarpıcı bir iddiası ile gündeme geldi.
Prof. Dr. Öztürk, "Bir kere, ezanın şu veya bu dilde okunmasının pratik hiçbir sonucu yoktur. Ezan bir paroladır, namaz vaktinin geldiğini ve yakınlarda bir cami olduğunu duyurur. Yani ezan bir ibadet değil, bir duyurudur. Ve bu duyurunun bugün için bir yararı da kalmamıştır. O, bir nostalji, bir folklor haline gelmiştir. Çünkü onun esas işlevi olan ´namaz vaktini duyurma´ bugün ihtiyaç olmaktan çıkmıştır" diyordu.
O´na göre, "Takvim vardır, gazete vardır, radyo-televizyon duyuruları vakitleri aralıksız bildirmektedir. Yani ezanın illeti kalmadığı için kendisinin de zorunluluğu kalmamıştır."
Görüldüğü gibi, 2002 yılı sonundaki tartışmanın içeriği ibadetin Türkçe olup olmaması değil, ezanın gerekli olup olmaması noktasına geldi. Bundan sonraki aşamaların neler olacağı büyük bir soru işareti!...
Oysa, kimi ilahiyatçılara göre "ibadetin parçası", kimilerine göre ise "sadece bir duyuru" olan ezanın "ulusal kimlik"le de sıkı bağlantısı var.
Bu kitapta yer alan Cemal Kutay´ın "Türkçe ibadet" (anadilde ibadet) konusundaki ayrıntılı açıklamaları ile ek bilgilerin, bugünkü ve gelecekteki tartışmalara ışık tutacağına inanıyoruz.
(Arka Kapak)