Eser Bilgisi
Döneminin özgün deri sırtlı güzel bez cildinde, cilt üzerinde gofre desenli kitap ismi ve hilal deseni klişelidir, deri sırtı beş filetolu, altın yaldızlı çok estetik hat ile kitap ismi klişelidir, ciltte ve ilk sayfada yıpranma mevcut, harici temiz durumda, 22x14 cm, Osmanlıca, 2 cilt tek cilt içerisinde takım: (1198 sayfa). "Ahter-i kebir", MUSTAFA B. ŞEMSETTİN KARAHİSARÎ, Matbaa-i Amire, [İstanbul], AH 1302 = [1886]. 24497 Arapça kelimeden (madde başı) oluşan ve Arapça'dan Türkçe'ye elif-be sırası ile madde başları satır başına getirilmeksizin kaleme alınan bu sözlük, ilk defa 1242/1826 yılında İstanbul’da basılmıştır. Özellikle Arapça öğrenmeye yeni başlayanlar için önemli bir el kitabı olma özelliği taşıyan Ahterî-i Kebîr, dil araştırmaları açısından büyük bir önem taşıyan bir eserdir (Kırkkılıç-Sancak, 2009 18). Ahterî-i Kebîr’de Eski Türkiye Türkçesi devresine (XIII-XV. yüzyıllar) ait (Osmanlı Türkçesi’nde ihmal edilen) bazı öz Türkçe kelimelerin kullanıldığı görülür. Eserin, bazı ağız özellikleri taşımış olması, ona çağdaş Türkoloji araştırmaları bakımından ayrı bir değer kazandırır (Kılıç, 1989: 184). Eserde, Arapça kelimeler, sülasi ve rubai kökleri dikkate alınmaksızın yazılışlarına göre alfabetik sıralanarak, günümüz lügatçilik anlayışına benzer bir yeniliğin, yüzyıllar öncesinde Türk sözlükçülük geleneğinde Ahterî tarafından uygulandığı anlaşılmaktadır. Yazar, çok kullanılan kelimeleri seçmek suretiyle kitabının hacmini küçültmüş ve bunun için eser, bir el lügati hâline gelmiştir. Eserde, Arapça kelimelerin karşılıkları Türkçe verilmiş ve eş anlamlı bazı Arapça kelimelerle de anlam pekiştirilmiştir. Ahterî, kelimeleri Arapça örnek cümle içinde de kullanarak, kelimelerin anlamının akılda kalmasını sağlamıştır.