Eser Bilgisi
İslam felsefesi geleneğinde din ile felsefe arasındaki ilişkinin mahiyetine dair tartışmaların tarihini, felsefî etkinliğin İslam dünyasındaki başlangıç dönemlerine kadar geri götürmek mümkündür. İlk defa Kindî (ö. 252/866) tarafından ele alınan bu ilişki, çeşitli filozoflar tarafından farklı açılardan yorumlanmıştır. Nihayet Gazzâlî (ö. 505/1111) bilhassa Tehâfütü’l-felâsife ve el-Munkız mine’d-dalâl ve’l-mufsıh bi’l-ahvâl adlı eserlerinde bu sorunu felsefe ve filozoflara yönelik eleştirel bir yöntemle incelemiş ve bu inceleme neticesinde Fârâbî (ö. 339/950) ve İbn Sînâ (ö. 428/1037) gibi İslam dünyasında hâkim felsefî gelenek olan Meşşâîliğin büyük temsilcilerini tekfîr etmiştir. Onun bu sert eleştirilerine felsefe cephesinden cevap ise Endülüs’teki İslam felsefe geleneğinin son büyük temsilcisi olan İbn Rüşd’den (ö. 595/1198) gelmiştir. O bir yandan Aristoteles’in (ö. 322 MÖ) eserlerine farklı üslup ve hacimlerde şerhler yazarken, diğer yandan da Gazzâlî’nin eleştirileri ile bu eleş