#7182602000037 Kitap Din ve Teoloji İslamiyet Diğer

Mükâtebât-ı Nursiyye ve Hulûsiyye

Kitap Din ve Teoloji İslamiyet Diğer
#7182602000037

Mükâtebât-ı Nursiyye ve Hulûsiyye

Durumu
Yeni
Kargo
Alıcı Öder
Fiyat
% 10
130,50 TL
145,00 TL
Adet
Stokta 100 adet var.
Sepete Ekle
Yayınevi
Semendel Yayınları
Basım Yılı
2014
ISBN
978-605-4285-21-1
Basım Yeri
İstanbul
Sayfa Sayısı
242
Cilt Durumu
KARTON KAPAKLI
Dil
Türkçe
Boyutlar
Genişlik: 13.5 cm
Uzunluk: 19.5 cm
54 alışverişte başarı oranı % 100.
500 TL ve üzerinde kargo ücretsiz

Eser Bilgisi

242 sayfa, şamua kâğıt, 13,5 x 19,5 cm ebadında, yaldızlı karton kapak. ISBN: 978-605-4285-21-1 (Tahşiye Yayınları) Mürettib ve Nâşir: Muhammed Doğan Üç bölümlü kitapta Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri ile Risale-i Nur’un ilk talebesi Hacı Hulûsi Yahyagil arasında teâtî edilen mektuplar yer alıyor. Bediüzzaman’ın, Latince harflerle neşredilen “Mektûbât” adlı eserindeki bazı eksik bölümler de kitaba eklenmiş bulunuyor. بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ Allah (cc), dîn-i Hak olan İslâm’ın teblîğini peygamberlere ve onların vârisleri olan ulemâ-i İslâm’a bir vazîfe-i asliyye-i zarûriyye olarak yüklemiştir. Zîrâ teblîğ, peygamberlerin bir sıfatı olması hasebiyle; bu vecîbeyi bihakkın yerine getirmeleri onların risâlet vazîfelerinin gereğidir. Ulemâ-i İslâm ise; عُلَمَاءُ اُمَّتِى كَاَنْبِيَاءِ بَنِى اِسْرَائِيلَ “Ümmetimin âlimleri, Benî İsrâîl’in peygamberleri gibidir”1 ve اَلْعُلَمَاءُ وَرَثَةُ اْلاَنْبِيَاءِ “Âlimler, peygamberlerin vârisleridir”2 gibi hadîs-i şerîflerin sırrına mazhar oldukları için, bu vazîfe-i teblîğ, enbiyâdan sonra taraf-ı İlâhîden kendilerine tevdi’ edilmiştir. Ma’lûm olduğu üzere; اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ “Tahkík, Kur’ân’ı Biz indirdik ve şübhesiz onu yine Biz koruyacağız” (Hicr, 9) âyetinin sarâhatiyle, Kur’ân-ı Azîmüşşân’ın, bütün hakáikı, maânîsi, esrârı ve cihânşümûl ihbârât-ı gaybiyyesi, Sâhib-i Zülcelâl’i tarafından muhâfaza altına alınmış ve zamânı geldiğinde bütün bunlar vukú’ bulacaktır. Kısaca, Kur’ân’ın bizzât Allah tarafından kıyâmete kadar muhâfaza altına alındığı bu âyetle taahhüd edilmiştir. Evet, o menba-ı hak ve mahz-ı hakíkat olan Fermân-ı Ahkem, 6666 âyetiyle mu’cizedir; ezelden gelip ebede gidecektir; hiç bir beşerin arzî, süflî ve pes düşüncesine âlet olamaz ve tahrîf edilmesi de aslâ düşünülemez. Mezkûr âyet-i azîmenin bir başka ma’nâsı da şudur ki: Bu Furkán-ı Hakîm’e istikámet, hakkániyyet ve samîmiyyetle sım sıkı sarılan zevât-ı âliyyeler ve o zevât-ı âliyyelere tâbi’ olan cemâat-ı nûrâniyye de hıfz ve inâyet-i Rabbâniyye altındadır. İşte bu temel káide ve esâslara binâen, mâdem Rasûl-i Ekrem (asm) “Hâtemü’n-Nebiyyîn”dir. Ondan sonra artık peygamber gelmeyecektir. O hâlde, O’nun teblîğ-i risâlet vazîfesi, اِنَّ اللّهَ يَبْعَثُ لِهذِهِ اْلاُمَّةِ عَلَى رَاْسِ كُلِّ مِاَةِ سَنَةٍ مَنْ يُجَدِّدُ لَهَا دِينَهَا “Şübhesiz ki Allah (cc) her asırda bir müceddid-i dîn gönderir”3 hadîs-i şerîfinin açık ifâdesiyle, her asrın başında gelen İslâm müceddidlerine yüklenmiştir. Bu asr-ı âhirin müceddidi olan Üstâd Bedîüzzamân Said Nursî Hazretlerinin, yazmış olduğu “Risâle-i Nûr Külliyâtı” denilen nûrânî eserleriyle bu vazîfeyi bihakkın îfâ etmiş olduğu, her akl-ı selîm ve insâf sâhibi tarafından müsellemdir. Bir insânı ta’rîf ve tavsîf eden, onun eserleridir. Üstâd Bedîüzzamân’ın da bu asırda en büyük bir âlim, bir dellâl-ı Kur’ân ve bir müceddid-i dîn olmasının en bâhir bir delîli, Risâle-i Nûr gibi hakíkatli bir tefsîr-i Kur’ân’ın ilhâm eseri olarak onun elinde zuhûr etmesidir. Elhâk, o Zât-ı Nûrânî, eserleriyle, hayâtıyla, ihlâsıyla, mücâhede ve mücâdeleleriyle bir “Asr-ı Saâdet Müslümanı”nı temsîl etmiştir. Dînde ta’vîz vermekle ve bid’aları îcâd etmekle aslâ dîne hizmet edilemeyeceğini bizzât hayâtıyla ve dîne hizmetiyle isbât etmiştir. Eserlerinin hiçbir yerinde ve hayâtının hiçbir safhasında Kur’ân ve Sünnetten ayrılmamış, -ma’zerete binâen terk etmek zorunda kaldığı sakal ve evlenmek gibi sünnetler hâric- müctehidîn-i izâmın temel düstûrlarından ta’vîz vermemiş, Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâat inancı dâhilinde hizmet-i îmâniyye ve Kur’âniyyede bulunmuştur. Hem o Zât-ı Nûrânî, hayâtı boyunca pek çok tazyîkát, tahşîdât ve sû-i kasde ma’rûz kaldığı hâlde, rahat döşeğinde vefât edip Mele-i A’lâ’ya çıkmasına kadar hıfz-ı İlâhî ve inâyet-i Rabbâniyye altında bulunması gösterir ki; o Zât, Hicr Sûresinin 9. âyet-i kerîmesinin işâretine mazhardır. Üstâd Bedîüzzamân Said Nursî Hazretlerinin mesleği, kendi ifâdeleriyle, cadde-i kübrâ-i Kur’âniyye’den ibâret olan sahâbe mesleğidir. Çünkü, o Zât-ı Nûrânînin bu asırda dîn-i mübîn-i İslâm’ın teblîğini bihakkın îfâ etmesi, şahsî ve indî olmayıp, belki bütün Müslümanların Kur’ân’a nasıl hizmet etmeleri husûsunda onlara bir rehber ve bir mürşid-i hakíkí noktasını ihrâz ettiğini göstermektedir. Bu ise şahsî bir hizmet olmayıp, belki bütün Müslümanları temsîl etmektedir. Zîrâ dîn, mürşid-i hakíkísiz olamaz. Mürşid-i hakíkínin delîli ise, eserleri ve hizmet-i İslâmiyye’deki ta’vîzsiz tavır ve vaz’ıyyetidir. İslâmî hizmette istikámet esâstır. İstikámet üzere bulunmayanların İslâmiyyete hakkıyla hizmet etmeleri mümkün değildir. Bu sebebtendir ki, hılkaten en mu’tedil bir vaz’ıyyette ve en mükemmel bir sûrette halk edilen, harekât ve sekenâtı hep i’tidâl ve istikámet üzerine giden, bütün ef’âl ve akvâl ve ahvâlinde istikámet katî bir sûrette görünen Rasûl-i Ekrem (asm) ve onunla berâber bulunanlara Kur’ân’ın teblîğ husûsunda en ehemmiyetli emri, istikámeti ihtivâ eden فَاسْتَقِمْ كَمَا اُمِرْتَ وَمَنْ تَابَ مَعَكَ “O hâlde, seninle berâber tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi istikámet üzere bulun!”4 emri olmuştur. O hâlde, bu âyet-i kerîmede beyân edilen ve Zât-ı Risâlet (asm)’ı ihtiyârlatan istikámet emrini, bütün Müslümanlar, hizmet-i Kur’âniyye ve îmâniyyelerinde kendilerine temel düstûr ve ölçü etmelidirler ve bilfiil hizmetlerinde göstermelidirler. Tâ, izzet-i îmâniyye ve İslâmiyye vuzûhuyla zuhûr etsin. Buna mukábil zillet-i küfriyye tam ma’nâsıyla tebârüz etsin. Kur’ân’ın bu emrine imtisâl edip hayâtında ve hizmetinde istikámeti rehber edinen bu asrın müceddidi olan Üstâd Bedîüzzamân Hazretleri ve onun saff-ı evvelde yer alan hâlis ve sâdık talebeleri, istikámetleriyle, ilmî ve ma’nevî mücâhedeleriyle izzet-i İslâmiyyeyi i’lân etmişler ve küfrü ma’nen mağlûb etmişlerdir. Dîn-i mübîn-i İslâma istikámetle hizmetten dolayı Kur’ân-ı Azîmüşşân, bu âyet-i kerîmesi ile bu asırda Nûr’un Müellif-i Muhteremine ve onun hâs şâkirdlerine işârette bulunmuş, Bedîüzzamân Hazretleri de bu işâret-i Kur’âniyyeyi “Birinci Şuâ” nâmındaki eserinde beyân etmiştir. “Elbette uzak yerde taşlar görünmez, dağlar görünür.”5 İşte bu eseri tasnîf etmemizdeki gáye ve hedefimiz; bu asrın müceddidi olan Üstâd Bedîüzzamân Said Nursî Hazretlerinin istikámet üzere binâ edilen bu mesleğini müdâfaa ve muhâfaza etmektir. Zîrâ, her grup, İslâmiyyete hizmet ettiğini iddiâ ediyor. Bu noktayı Furkán-ı Hakîm, كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ “Her bir grup, kendi katındaki (dînî anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir”6 âyet-i câmiasıyla ifâde eder ki; herkes kendi yanındaki ile, kendi bildiği ile, kendi gücü ve nüfûzu ile ferahlanır ve onu hak görüp hakíkí hizmet olarak telakkí eder. Hâlbuki, hak nazarıyla baktığı bu hizmet, onun tarz-ı telakkísinin ve karîhasının mahsûlüdür. O hâlde, “Hakíkí ve rızâ-yi İlâhî dâiresindeki hizmet hangisidir?” diye sorulan suâle deriz ki: Kur’ân, Sünnet, İcmâ-i Ümmet ve Kıyâs-ı Fukahâ çerçevesinde yapılan hizmettir. Bu çerçevede dîn-i mübîn-i İslâma hizmet edenler, hakíkí ve müstakím hizmeti yapmış olurlar ve rızâ-yi İlâhîyi de ancak onlar kazanmış olacaklardır. Hem; لا تزال طائفة من امتي ظاهرین علی الحق الی قیام الساعة hadîs-i şerîfinin sarâhatiyle, bu müstakím cemâat-i nûrâniyyenin vücûdu, âlemin ayakta kalmasına bir vesîledir ve ma’nevî bir direk mesâbesindedir. Demek, ancak istikámet-i şer’ıyye dâiresinde dîn-i mübîn-i İslâma yapılan hizmet makbûldür. Bid’a ile, ta’vîz ile, biraz sizden biraz da bizden diyerek ortasını bulmaya çalışmak ile dîn-i mübîn-i İslâma yapılan hizmet ise merdûddur ve böyle bir hizmet, şıkk-ı muhâlif hesâbına geçer. Bu ise, İslâm dînine yapılan bir cinâyettir ve bir “reform” hareketidir. Risâle-i Nûr’un Müellif-i Muhteremi Bedîüzzamân Hazretlerinin dîn-i mübîn-i İslâma nasıl ta’vîzsiz hizmet ettiğini, Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâat inancından aslâ ayrılmadığını ve “Şerîatın bir hakíkatına, bin rûhum olsa fedâ etmeye hazırım. Zîrâ, şerîat, sebeb-i saâdet ve adâlet-i mahz ve fazîlettir”8 diye bütün zerrâtıyla bu hak yola başını koyduğunu, Rahle Yayınev’i’nin neşrettiği “Reddü’l-Evhâm” serisini dikkatle mütâlea edenler, bu konuda tafsîlâtlı bir bilgiye sâhib olabilirler. Üstâd Bedîüzzamân Hazretleri, hayâtı müddetince istikámeti elden bırakmadığı gibi; onun saff-ı evvel talebeleri, bahusûs ihlâsıyla tebârüz eden ve dâimâ talebeler içinde birinciliği muhâfaza eden İbrâhîm Hulûsî Bey (rh) dahi, hem Üstâd Bedîüzzamân Hazretlerinin zamânında, hem de vefâtından sonra istikámeti muhâfaza etmiş ve istikámet dâiresinde hizmet-i îmâniyye ve Kur’âniyyede bulunmuştur. Şâh-ı Geylânî’nin iltifât ve işâretine mazhar olan bu zât, Üstâd Bedîüzzamân Hazretleri’nin meslek ve meşrebini aynen muhâfaza etmiş, hayâtının sonuna kadar an’ane-i İslâmiyyeden ve Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâatin hizmet düstûrlarından ta’vîz vermeden îmân ve Kur’ân hizmetinde bulunmuştur. İşte bu iki zâtın şerîat çizgisinden aslâ ayrılmadıklarını, hizmet-i îmâniyye ve Kur’âniyyede istikámet üzere bulunduklarını ve mü’minlere de böyle hizmet etmelerini tavsiye buyurduklarını göstermek ve hâtırlatmak için; Üstâd Bedîüzzamân Hazretleri ile onun birinci ve hâs talebesi olan İbrâhîm Hulûsî Bey’in birbirlerine göndermiş oldukları mektûbları tasnîf etmek sûretiyle bu eseri kaleme aldık. Kısaca, bu eseri neşretmekteki gáyemiz; bu iki zâtın müstakím olan meslek ve meşreblerinin istikámet dâiresinde olduğunu göstermek ve onların mesleklerini muhâfaza etmektir. Hem İbrâhîm Hulûsî Bey’in Risâle-i Nûr dâiresindeki yerinin ve Üstâd Bedîüzzamân Hazretleri yanındaki değerinin nereden kaynaklandığını beyân etmektir. Bu ma’nâda, elinizdeki bu eser üç bölümden müteşekkildir. Birinci Bölüm, “Üstâd Bedîüzzamân Said Nursî (ra) Hazretlerinin Nûr’un birinci talebesi el-Hâc İbrâhîm Hulûsî Bey’e göndermiş olduğu bir kısım mektûbları”; İkinci Bölüm, “Üstâd Bedîüzzamân Hazretlerinin Hulûsî Bey’le alâkalı Risâle-i Nûr’da yazmış olduğu ba’zı sözleri”; Üçüncü Bölüm, “Nûr’un Birinci Talebesi el-Hâc İbrâhîm Hulûsî Bey’in, Üstâd Bedîüzzamân Said Nursî (ra) Hazretlerine göndermiş olduğu bir kısım mektûbları” ihtivâ etmektedir. Bizler de Üstâdımızın ve onun sadâkatli vârisi olan Hacı Hulûsî Bey’in irşâd buyurdukları yolda istikámetten ayrılmadan îmân ve Kur’ân hizmetinde bulunmalıyız. Tevfîk ve hidâyet Allah’tandır. وَالسَّلَامُ عَلى مَنِ اتَّبَعَ الْهُدى “Selâm, hidâyete tâbi’ olanlaradır.”9 Tahşiye Yayınları 1 Keşfü’l-Hafâ, c. 2, s. 64. 2 Muhtâru’l-Ehâdîs. 3 Ebû Dâvûd, Melâhim bahsi. 4 Hûd, 112. 5 Lem’alar, Sekizinci Lem’a’dan. 6 Rûm, 32. 7 Müslim. 8 Târihçe-i Hayât, s. 56. 9 Tâhâ, 47.

Mükâtebât-ı Nursiyye ve Hulûsiyye, Mürettib ve Nâşir: Muhammed Doğan tarafından kaleme alınmıştır. Kitap 2014 yılında Semendel Yayınları tarafından [İstanbul] 978-605-4285-21-1 ISBN kodu ile yayınlanmıştır. 242 sayfadır. Mükâtebât-ı Nursiyye ve Hulûsiyye adlı eser Türkçe dilindedir.

Kitap, 13,5 cm genişliğinde 19,5 cm uzunluğundadır.

Kitap KARTON KAPAKLI cilt bilgisi ile en son bir ay önce güncellenmiştir.

Mükâtebât-ı Nursiyye ve Hulûsiyye adlı eser, Kitap > Din ve Teoloji > İslamiyet > Diğer kategorisinde Yeni olarak satıştadır.

Kondisyon: Yeni

Ürün kondisyonları ürün açıklamalarında belirtildiği ve/veya ürün fotoğraflarında görüldüğü gibidir. Açıklamada yer alan veya fotoğrafta görülen üründen farklı nitelikte bir ürün gönderilmesi halinde siparişin iadesi/iptali kitantik güvencesi ile sağlanabilmektedir.

Kargo Ödeme Durumu
Alıcı Öder

Ürün Semendel Yayınları tarafından, Yurtiçi Kargoyla gönderilecektir. Kargo ücreti 160.00 TL dir ve sipariş anında ödenir. Aynı mağazadan veya ortak kargo anlaşmalı mağazalardan bu ürünle birlikte alacağınız diğer ürünler için ek kargo ücreti ödemezsiniz.

Semendel Yayınları - Mağaza Hakkında

Tahşiye Yayınları, Rahle Yayınları ve Cihangirân Yayınları markalarını bünyesinde bulunduran BMB Yayıncılık Limited Şirketi ile; sonradan “Semendel Yayınları” markasını kullanarak kitap neşriyatına başlayan Semendel Yayıncılık Anonim Şirketi’nin başlangıcı 29 Mart 2003 tarihine dayanır. Başlangıçta Mustafa Kaplan adına tescil edilerek “anonim şirket” statüsünde kurulan müessesemiz, diğer kurucular Bünyamin Ateş ve Burhan Bozgeyik’in isimlerindeki baş harfler kullanılmak suretiyle “BMB Yayın, Kâğıt, Turizm, Pazarlama, Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi” adıyla yayıncılık faaliyyetine başladı. 

Nisan 2003’te “Kader Risalesi ve Şerhi”, Mayıs 2003’te “el-Cihâd”, Haziran 2003’te “Münâzarât ve Şerhi” adlı kitapları “Tahşiye Yayınları” markası ile yayınlayan şirketimiz, 1 Haziran 2004 tarihine kadar yoğun bir şekilde yeni kitapların hazırlığını yaptı. Bu tarihten itibaren dört ortaklı “limited şirket” statüsüne geçen BMB, üç ayda “Ene Risalesi ve Şerhi”, “Zerre Risalesi ve Şerhi”, “Hüve Nüktesi ve Şerhi” ile “Rumûzu’l-Kur’an-1”i yayınlamayı başardı. İlerleyen aylar ve yıllarda da diğer kitâblar peş peşe istifâdeye sunuldu. 

Semendel, Risâle-i Nûr'un hizmetinde! 

Risâle-i Nûr eserlerinin şerh ve izah edilerek yayınlanması hizmeti, 2016 yılının Şubat ayında yeni bir boyut kazandı. 12 Şubat 2016 tarihinde kurulan Semendel Yayıncılık Limited Şirketi (sonradan anonim şirkete dönüştürüldü), “İkinci Şuá‘ın Şerhi” adlı kitabı ile yayıncılar kervanına katıldı. “Semendel Yayınları” markasını taşıyan kitab, Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî tarafından kaleme alındı. 

29 Mart 2003 tarihinde Tahşiye Yayınları ile başlayan Risale-i Nur eserlerinin şerh ve izahı, aradan geçen 13 sene içinde büyük ilgiye mazhar oldu. Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin te’lif ettiği Risale-i Nur Külliyatındaki harika ma’nalar, “edille-i şer’ıyye” denilen kitab, sünnet, icma-ı ümmet ve kıyas-ı fukaha ile delillendirilerek izah edilince, ortaya muhteşem bir hizmet metodu çıktı. Müteakib günlerde ve yıllarda Rahle Yayınları ile Cihangiran Yayınları’nı da yanına alan Tahşiye Yayınları, altmıştan fazla eseri kitap dünyasına kazandırdı. 

Kendilerini Risale-i Nur camiasına mensub sayanlar tarafından sıkça tartışılan, eserleri doğru/yanlış anlama ve mucibince hareket etme konusu, bu şerh-izah tarzı ile daha sağlam bir temele oturdu. “İman ve Kur’an hizmeti”, “Üstâdın meslek ve meşrebi”, “Risale-i Nur yoluyla İslâm’a hizmet” gibi çeşitli tabirler ve terimler altında yürütülen çalışmalar, Kur’an ve sünnet eksenine göre yeniden değerlendirmeye tabi tutuldu. Aydınlık bir ufuk açan Tahşiye, Rahle ve Cihangiran Yayınlarının eserleri, Risale-i Nur ile uygulayıcıları arasında bocalayan pek çok samimî mü’minin gönlünü ferahlattı. 

Şimdi yeni bir döneme girdik. Risale-i Nur’u şerh ve izah eden eserler, artık Semendel Yayınları tarafından istifadeye sunuluyor. 13 yıllık müktesebata sahip Tahşiye, Rahle ve Cihangiran Yayınlarının kitaplarını Semendel Yayınları devraldı. 

Fâsid te'vîller ve bâtıl inançlardan kurtuluş 

Tábiín ve Tebe-i Tábiínden sonra, müctehidler zamânında, edille-i şer‘ıyye, ya‘nî şerîatın, dînin kaynakları dört olarak tesbît olunmuştur. Bunlar kitâb (Kur’ân-ı Azímü’ş-şân), sünnet, icmâ-ı ümmet ve kıyâs-ı fukahâdır. İşte biz Semendel Yayınları olarak, neşr ettiğimiz eserlerde bu dört delîli esâs almaktayız. Semendel Yayınları, Peygamber Efendimizin (sav) teblîğine sım sıkı sarılan sahâbe-i kirâmın yürüdüğü câdde-yi kübrâ-yi Kur’âniyyede yürümeye ve bu istikámetten ta‘vîz vermemeye karârlıdır. 

Yayın dünyâsında; güvenilir, izzetli, davâsından ta‘vîz vermeyen bir kuruluş olarak yer edinmek hedefimizdir. Cenab-ı Hak'tan bizi utandırmamasını, mahcûb etmemesini, rızásına uygun hizmetlerde bulunmayı nasíb buyurmasını niyâz ederiz.  

Yayınladığımız eserler, Kur’ân-ı Azímü’ş-şân’ın bütün emirlerine imtisâlen; müsteşrik ve masonlar tarafından Álem-i İslâm içine atılan; kitâb, sünnet, icmâ-ı ümmet ve kıyâs-ı fukahâya muhálif fâsid te’vîller ve bâtıl inançlardan müslümânları kurtarmak için hakkı izhâr ve teblîğ sadedinde kaleme alınmıştır. 

Ayrıca neşriyâtımız, şer odaklarının en büyük arzusu olan dâhılî bir ifsâddan Müslümânları muhâfaza etmek için, edille-i şer‘ıyye dâiresinde bilgilenmelerini sağlama gáyesini taşımaktadır. Rabb-i Kerîm'imiz, cümlemizi hak olan sırât-ı müstekímden ayırmasın. Âmîn. 

Sa‘y ü gayret bizden, tevfîk Cenâb-ı Hak’tandır.

Ürünün diğer satışları aranıyor..

Mağaza Yorumları

İşleniyor