Eser Bilgisi
Bahar Mektubu Geleceğin siyasî tarihçileri 14 ve 28 Mayıs Seçimlerini çok partili Türk siyasî hayatının herhalde en kri-tik ve en “kader tâyin edici” siyasî yarışı olarak değerlendireceklerdir. Bu seçimlerin bir yüzünde “yarış ve rekabet”, diğer yüzünde “savaş ve husûmet” olduğu söylense yeridir. Güney Amerika’nın (Brezilya olmalı?) önde gelen gazetelerinden birine “Amerika Türkiye’de mağlûp oldu!” manşetini çeken gazetecilerin görebildiğini, bu memlekette yaşayıp da ömrünün çok büyük kıs-mında, anlaşılan o ki, Ülkücülük veya “koyu” Müslümanlık taklidi yaptığı yahut da “siyasî ikbal” endi-şesinden daha ulvî bir değer tanımadığı bu vesîle ile meydana çıkmış bir kısım siyaset esnafı ve sözde münevverin göremeyişi Mayıs Seçimlerinin galiba en hazin tarafı olarak yakın tarihe geçmiş olacaktır. “Derin Türkiye”nin “derin” sosyolojisi ve Millet ekseriyetinin emsalsiz ferâseti Türklüğü de Müslümanlığı da memleket ve devlet hayatını da –tâbir câiz ise- “ipten almıştır”!.. Üstelik bunu yaparken de inanılmaz bir “ince ayar” sergilemiştir: Meclis çoğunluğunu ilk seçimde lâzım geldiği şekilde ayarlamış, fakat Cumhurbaşkanlığını 28 Mayıs’taki 2. Tura ertelemiştir. Nedir bunun manâsı? Suâli şöyle de sorabiliriz: Nasıl okunmalıdır bu tablo? Daha önce 1. Turda, yani bir anlamda “peşinen” ödüllendirdiği Erdoğan’a bu sefer fevkalade kararlı bir ikazda bulunmuştur: “Kendine suret-i kat’iyede çeki-düzen vermek zorundasın, senden ekonomide Nobel ödülü değil, daha sâkin, daha üslûplu ve daha müdebbir bir Cumhurbaşkanlığı bekliyoruz” demiştir!.. 14-28 Mayıs seçimlerindeki siyasî katılma ve oy verme davranışının belli başlı sâiklerine göz attığı-mızda ise farkedilebilen ilk şeylerden biri herhalde kültürel ve ideolojik âmillerin iktisadî ve diğer bütün sosyal kaygıların önüne geçmiş olduğudur. Meselâ, çok kalabalık bir cemaat ve taraftar kütlesi ile kaldırılan cenazesinde bir tek Türk Bayrağı bu-lunmayan Necmettin Erbakan’ın “zürriyet partisi”, kendisinin en tartışmasız devamı sayılabilecek siyasî sıfat ve iddiası ile 14 Mayıs Seçimlerinde sadece 5 milletvekili çıkarabilirken, o geleneğin sosyolojik vârisi ve devamı sayabileceğimiz Erdoğan çizgisinin ittifak yolu ile de olsa hem meclis çoğunluğunu, hem cumhurbaşkanlığını alırken seçim kampanyası boyunca yaptığı mitingleri binlerce Türk Bayrağı ile do-natması bize ne anlatıyor olabilir? İster yaşadığı iyi-kötü siyasî tecrübenin, ister şartların sevkiyle olsun, Ak Parti’nin temsil ettiği yeni İslâmî hareketin süreç içerisinde gittikçe “yerli”leşip “millî”leşme temâyülüne girdiği ve 1960’ların “ithâl İslâmcı” çizgisinden ciddî ölçüde inhiraf ederek, “Müslüman kardeşliği”ni dayanışma ve yardımlaşma çerçevesinde fiilen daha da müessir hâle getirdiği açıktır. Göz önündeki bu tablo, siyasetin sosyolojiye hükmetmesinden çok, sosyolojinin siyasete hükmetmesi yahut siyasete istikamet vermesi olarak okunsa hiç de yanlış olmaz. “Çok kültürcü”, cinsiyetçi sol ve bilumum türevlerinin insan ve cemiyet hayatının sahih ihtiyaçları ve ontolojik hakikati konusunda hiçbir ciddî önerme ihtivâ etmeyen, âdetâ amorf bir özgürlükçü post-modernizm iddiasının rağmına bütün Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kültür, gelenek ve ideolojinin yeniden ve eskisinden de kuvvetli biçimde revaç bulması neye delâlet ediyor? Mayıs seçimlerinin ortaya koyduğu netîceler arasındaki en kalıcı ve uzun vâdeli süreçleri en belirleyici olan taraf budur. Bunun üzerinde daha uzun zaman konuşup tartışmaya ihtiyacımız olacak gibi gözüküyor. Etnik, sınıfsal ve mikro kimlikler yerine, medenî, kültürel ve büyük ölçekli kimlik arayışı, ihtiyacı ve yönelişinin uzak ve yakın tarihte misâllerine fazlasıyla şâhit olduğumuz üzere, bir kez daha avdet ettiğinin güçlü emâreleri Mayıs seçimlerinin belki de en bâriz neticesidir. Kütleler, kalabalıklar “küçük” hikâyelerle yetinmek yerine, “büyük” hikâyelerin parçası olmayı tercih etmişlerdir. Büyük hikâyelerin kalıcılığı, sıcaklığı, emniyet ve istikrarı bir kere daha baskın çıkmıştır. Avrupa siyasetinin son yıllarda sergilediği sosyolojik tepkilerle beraber bilhassa Türkiye’nin Mayıs seçimleri, “maneviyât” alanının bir bütün olarak onca istikrarsızlık, belirsizlik ve keşmekeşe rağmen ekonomik kaygıların önüne geçtiği ve aydınlanmacı-pozitivist-materyalist-seküler-laisist “büyük dalga”yı umulmadık şekilde göğüsleyerek geri döndüğüne de ayrıca ve ayân-beyân şâhit olduk. . . . . . Haziran ayı ortalarına kadar piyasaya vermek zorunda olduğumuz elinizdeki Sayının hazırlanması, 28 Mayıs’taki 2. Turun da neticesini beklemek gerektiği için, ister istemez dar bir vakte sıkışmış oldu; ama buna rağmen “zayıf” bir muhteviyât sunduğumuzu düşünmüyoruz. Yalçın Koç, Ali Yaşar Sarıbay, Erol Göka ve Naci Bostancı hocalarımızın hayli bir zamandır bizi “ihmâl” ettiğini düşünen okurlarımız bu nüshamızı ellerine alınca eminiz ki, “tövbe-istiğfar” etmek isteyeceklerdir. Kezâ, Etem Çalık, Tuncay Önder, Mustafa Altunoğlu, Hakan Albayrak ve İsmail Hakkı Demircioğlu arkadaşlarımız için de aynı duyguları taşıyoruz. Bu Sayımızda, Türkiye Günlüğü’nde daha evvel imzalarını görmediğiniz Kemal Öztürk, Hayati Ünlü, (İ. H. Demircioğlu ile müştereken yazan) Seda Şimşek ve Şahabettin Yalçın gibi değerli kalemlerin yazıla-rına da yer veriyoruz; zevk ve istifâde ile okuyacağınızı umuyoruz. . . . . . Yaklaşan mübârek Kurban Bayramınızı şimdiden tebrik ediyoruz. Kısmetse Eylûl başlarında çıkara-cağımız 155. Sayıda tekrar ve inşallah sıhhatle hasbıhâl etmek ümidiyle bâkî selâm, hürmet ve muhabbet-le… Mustafa Çalık
Kitap 2023 yılında Cedit Neşriyat tarafından [ANKARA] 1300-2767 ISBN kodu ile yayınlanmıştır. 104 sayfadır. TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ 154. SAYI adlı eser Türkçe dilindedir.
Kitap, 19,5 cm genişliğinde 27,5 cm yüksekliğindedir. Ağırlığı 3.000 kg’dır.
Kitap KARTON KAPAKLI cilt bilgisi ile 2 yıl önce eklenmiştir.
TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ 154. SAYI adlı eser, Kitap > Sosyal Bilimler > Sosyoloji > Toplum kategorisinde Yeni olarak satıştadır.
Kondisyon: Yeni
Ürün kondisyonları ürün açıklamalarında belirtildiği ve/veya ürün fotoğraflarında görüldüğü gibidir. Açıklamada yer alan veya fotoğrafta görülen üründen farklı nitelikte bir ürün gönderilmesi halinde siparişin iadesi/iptali kitantik.com güvencesi ile sağlanabilmektedir.
Kargo Ödeme Durumu
Ürün Cedit Neşriyat tarafından, Aras Kargoyla gönderilecektir. Kargo ücreti 130.00 TL dir ve sipariş anında ödenir. Aynı mağazadan veya ortak kargo anlaşmalı mağazalardan bu ürünle birlikte alacağınız diğer ürünler için ek kargo ücreti ödemezsiniz.
Cedit Neşriyat - Mağaza Hakkında
Cedit Neşriyat, 1992 yılında kurulmuş olup, o tarihten beri ulusal ve uluslararası düzeyde düzenli faaliyet yürütmektedir. Yayınevimiz, “Tanınmış Ulusal Yayınevi” ve “Uluslararası Yayınevi” niteliklerini haizdir. Yayınevimiz, aynı alanda, farklı yazarlara ait yirmiden fazla kitap yayımlamıştır. Cedit Neşriyat tarafından yayımlanan kitaplar, dünyanın önde gelen üniversite ve kamu kütüphanelerinin kataloglarında yer almaktadır.
Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı (ÜAK)’nın 2019 Ekim Dönemi Doçentlik Başvuru Şartlarında belirttiği üzere, “Uluslararası yayınevi: En az beş yıl uluslararası düzeyde düzenli faaliyet yürüten, yayımladığı kitaplar dünyanın bilinen üniversitelerinin kataloglarında yer alan ve aynı alanda farklı yazarlara ait en az 20 kitap yayımlamış olan yayınevi”dir.